Köyümüzden Manzaralar

Köyümüzün muhteşem manzarası bir başkadır. Orada olabilmek, orada bir yudum nefes teneffüs edebilmek dünyalara değer. Devamı »

Köyümüzden Manzaralar

Köyümüzün muhteşem manzarası bir başkadır. Orada olabilmek, orada bir yudum nefes teneffüs edebilmek dünyalara değer. Devamı »

Köyümüzden Manzaralar

Köyümüzün muhteşem manzarası bir başkadır. Orada olabilmek, orada bir yudum nefes teneffüs edebilmek dünyalara değer. Devamı »

Köyümüzden Manzaralar

Köyümüzün muhteşem manzarası bir başkadır. Orada olabilmek, orada bir yudum nefes teneffüs edebilmek dünyalara değer. Devamı »

Köyümüzden Manzaralar

Köyümüzün muhteşem manzarası bir başkadır. Orada olabilmek, orada bir yudum nefes teneffüs edebilmek dünyalara değer. Devamı »

Köyümüzden Manzaralar

Köyümüzün muhteşem manzarası bir başkadır. Orada olabilmek, orada bir yudum nefes teneffüs edebilmek dünyalara değer. Devamı »

 

Geçmiş İnsanlarımız

ARİF TOSUNOĞLU 

Köyümüzün farklı simalarından biri idi. Rahmetli Cema! ve Gülsüm
Tosunoğlu’ nun oğullarından biri idi. Allah rahmet etsin. Bu yazıyı okuyanlar
onun ruhuna bir Fatiha okusunlar.
Bizim yaşta olanIar onu mehtaplı gecelerde evinin yukarısında bulunan
tepede yüksek sesle söylediği türkülerden hatırlar. En meşhur türküsü de ‘Kara
Tren’idi.
Rahmetli Arif; farklı kİşiliğe sahipti. Babasının hizmetinde bulunur,
değirmene gider, odun taşır, su taşır, bağda bahçede çalışır. Hiç boş durmazdı.
Köyde de kimseye bir zararı olduğunu söyleyen yoktur. o, düğünlerin renkli
simalarından biri idi. Düğün sahibine yardım eder. Hele davul- zurna olduğunda
saatlerce durmadan oynardı. Kimseden de bir menfaat beklemezdi.
Rahmetli Arif; büyükle..büyük olur, küçükle küçük olurdu. Herkese
anlatacak bir şeyleri vardı. özellikle askerlik hatıralarını anlatmayı çok severdi.
Kısacası köylü ile diyaloğu çok iyi idi.
Dün akşam geçmişi, çocukluğumuzu ve köyümüzü düşünürken Arif
TOSUNOĞLU birden hatırıma geldi. Burada ondan bahsederken ruhunun şad
olmasını Cenab-ı Hak’tan diliyorum. Sitemizde ona da yer vermiş oluyoruz.
Mekanı cennet olsun.
Rahmetliyi köyde herkes çeşitli fıkralarıyla hatırlar. Ben de onu birçok
fıkrası ile hatırlıyorum. onlardan bir tanesini size nakledeyim :
Bir zamanlar radyo moda iken radyo sahipleri gösteriş olsun diye
radyolarını pencerenin önüne koyar. Halk müziğİni yüksek sesle herkese
dinletirlerdi. Bir gün rahmetli Arİf radyosunu açar, orada kendisinin ve annesinin
sevdiği bir türküyü duyar. Hemen radyosunu kapatarak, tarlada çalışan Gülsüm
yengeye çağırıyor.
– “Anaa, ana çabuk gel, radyoda.senin sevdiğin türkü çıktı. Şimdi kapatıyorum,
gelince dinlersin” diyor.
Biraz sonra annesi eve gelir, radyoyu ona dinletmek için açar, fakat radyoda
başka bir türkü vardır. Rahmetli buna çok üzülür.
_ “Ben türkü bitmesin diye kapatmıştım, ne yazık ki bitmiş” der.
 
Yahya HARMANDAR
 
—————————————————————————————————–
 
HARUN TOSUNOĞLU
 
Yakın zamanda aramızdan ayrılan rahmetli Harun amca i!e 1996 yılında Kazıkbeli yaylasında yaptığım bir röportajı siz değerli okuyucularıma arz ediyorum. Kendisine Allah’tan rahmet dilerim, mekanı cennet olsun, okuyucularımızda kendisine Fatiha hediye etsinter.
1941 yılında BalıkIısu köyünde doğdu. Evli, 5 çocuk babası ve 11 torun sahibidir. ilkokulu 3 yıl köy eğitmeninde(o zamanda ilkokul 3 yıl idi) okudu.
Küçük yaştan itibaren babası Mustafa Tosunoğlu’ndan semercilik mesleğini öğrendi. Yaklaşık olarak semercilik 12o yıllık aile mesleğidir. Önceleri mesleğini Balıklısu köyünde yaparken daha sonra Yolağzı’na taşınarak orada devam etti. Yaz mevsiminde de Gümüşhane’nin Kazıkbeli yaylasında devam ettirdi. Günde ortama bir semer yaptığını söylüyor. Gün geçtikçe mesleğinin öneminin azaldığına dikkat çekiyor.Şu anda bu işi yapanların sayısı , az olduğu için bundan ekmek yediğini ifade ediyor. “Benden sonra mesleğimi oğlum Kadir Tosunoğlu’nun devam ettireceğine inanıyorum, çünkü oğullarımın içinde bu işi en güzel o yapıyor. Semer için Doğubeyazıt’tan cil alıyoruz.  Çarşamba’dan da deri alıyoruz. Ağaç kısmını da çarşıdan temin ediyoruz. Bir semer deri, cil, tahta ve kumaştan meydana geliyor. Bizim yaptığımız semerler at ve katırlarda yük taşımak için kullanılıyor. Bir semerin ömrü de ortalama 2 -3 yıldır. Pazar sıkıntımız yok. Biraz Yolağzı’nda, biraz Harşit’te, biraz Espiye’de , biraz Görele’de ve biraz da Kazıkbeli yaylasında satıyoruz. Doğu Karadeniz d’e bu mesleği devam ettiren usta sayısı çok azaldı. Bu yörenin semer ihtiyacının büyük bir bölümünü ben karşılıyorum. Kış mevsiminde Yolağzı’ ndaki dükkanımda  semer yaparak yaza stok yapıyorum. Yazın yaylaya geldiğimde bunların büyük bir kısmı burada müşterilere veriliyor. 28 yıldan beri Kazıkbeli yaylasınageliyorum. Hem mesleğimi yapıyorum, hem de yaylacılık yapıyorum. Beni Kizıkbeli ve Gümüşhane çevresinde tanımayan yok gibidir. Yaptığımız işi de herkes beğenir.
Babam Mustafa Tosunuoğlu da semercilik mesleğini Çakrak’da Nikola isimli bir rum dan öğrenmiştir.Bunun yanında çıraklık yapmış, usta olmuş ve ölünceye kadar da bu mesteği devam ettirmiştir. Şİmdi de sıra bendedir. ”demiştir.
 
( Reportaj: Yahya HARMANDAR)
 
 
———————————————————————————————————————–
 
 DOKTOR AHMET
 
1904 Yılında Hacı Hasan (Balıklısu) köyünde doğdu.
Babasının ismi : Hüseyin
Annesinin ismi : Dudu
 
Küçük yaşta sübyan mektebine giderek  Kur’an  ve ilmihal bilgisi öğrendi. Erzincan’da askerliğini tamamladı.Askerde iken bir doktorun yanında sıhhiye (sağ!1k görevlisi) olarak çalıştı.O sırada doktorlukla ilgili birçok bilgi sahibi oldu. Asker dönüşü köye geldiğinde hastalara ilaç yazdı. Onların tedavisi ile ilgilendi.Verdiği ilaçlar hastaları iyileştirdi. Hastaya koyduğu teşhisler doğru çıktı.Doktor Ahmet’in ünü kısa zamanda bütün çevre köylerde duyuldu.Akın akın insanıar tedavi için onun yanına gelmeye başladılar.Hastalarından para almıyordu.Hatta uzaktan gelen hastalar geri dönemeyince onun evinde misafir olurlardı.Misafir perverdi.Zaman zaman köye gelen dilenciler bile onun evinde misafir olurlardı. Askerden döndükten sonra bir yandan Aiİ Haydar Efendide Hoşafçıoğlu Ahmet Hoca İle ders okumaya başladılar.Daha sonra keşap müftüsü ibrahim Hocadan ders aldı.Bir yıl Of’ta ders okudu. Saraycıklı Tevfİk Efendiden icazet aldı. Bu bilgisi ile de çocukları okuttu.Onlara Kur’an ve dini bilgiler kazandırdı.Ona okumaya gelen çocuklar kendi köyünden olduğu gibi Bayramşah’tan, Armelitten ve Harmandali köylerinden de geliyorlardı.Günlük 50 civarında öğrenciye ders verir,ayrıca öğlen yemeklerini de verirdi.Bu hizmatlerinden ücret almazdı. Doktor Ahmet bir yandan da köyün hayır işlerinde öncülük yapardı.Asabi bir kişiliğe sahiptir.Yapmak istediği hayır işine köy halkı İstekli veya isteksiz katılmak zorunda, kalırlardı.
Doktor Ahmet hayatının son zamanlanno, siroz hastatığına yakalandı.10 yıl boyunca bu hastalığın etkisi altında kaldı.Doktor Ahmet, rahmetli Hürmüs yenge ile evli olup bir çocuk babasıdır. 3 Aralık 1958 tarihinde vefat etti.Mezarı köy camisinin yanındadır.Mekanı Cennet olsun.
 
 Anlatan ; Kazım TOSUN
 
 
 

Bir Cevap Yazın